“Taraftarımızın Desteğiyle Sahada Devleşeceğiz”

A Milli Kadın Basketbol Takımının tecrübeli oyuncusu Tuğba Palazoğlu, 2014 FIBA Kadınlar Dünya Şampiyonası'nda madalya istiyor.
26/09/2014 - 13:37
İlkokul birinci sınıfta öğretmenim beni yormak ve benden kurtulmak amacıyla takıma koydu”
 
Basketbola başlama hikayesini sorduğumuzda Tuğba’dan aldığımız cevap aslında bize karakteriyle ilgili oldukça fazla ipucu veriyor. Sahadaki hırsı ve bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, çocukluğundan bu yana hiçbir azalma göstermemiş.
 
Basketbola Ankara’da başlayan Tuğba Palazoğlu, 17 yaşındayken ilk TKBL tecrübesini yaşadı. ABD’de aldığı eğitimin ve ABD Kolej Ligi’nde edindiği tecrübelerin ardından 2003 yılında yeniden Türkiye’ye dönen Tuğba, Migrosspor’da forma giydi. Migrosspor’un ardından Beşiktaş’a transfer olan Tuğba, yeni takımı ile TKBL şampiyonluğu yaşadı. 2006-08 yılları arasında TKBL’in farklı takımlarında forma giyen, savunmadaki sertliği ve yüksek yüzdeli şutları ile tanınan tecrübeli forvet 2008-2011 arasındaki sezonlarda Galatasaray’ın başarısı için ter döktü. Tuğba, Galatasaray’daki ilk yılında FIBA Eurocup Şampiyonluğu sevincini yaşadı. Son iki sezondur İstanbul Üni. BGD için oynayan Tuğba, geçtiğimiz sezon 8.4 sayı, 1.8 ribaund ve 2.8 asist ortalamaları yakaladı.
 
Tuğba ile yıllarca hem A Milli Kadın Basketbol Takımı, hem de kulüp takımlarında birlikte ter döken Şaziye İvegin Üner, onun açık sözlü kişiliğine vurgu yapıyor: “Tuğba gerçekten çok hırslı ve kararlı bir oyuncu. Bir şeye karar verdiği zaman sonuna kadar gider ve hiçbir zaman takımını ne sahada, ne de saha dışında yalnız bırakmayacak sağlam bir halkadır. Ayrıca çok dobra bir insandır, ne düşünüyorsa onu söyler. Hem sahada, hem de saha dışında iyi bir arkadaşlığımız var.”
 
Milli Takım formasını toplamda 140’dan fazla kez giyme başarısını gösteren Tuğba, her maçta ortaya koyduğu savunma eforu ile istatistiklerin ötesinde bir katkı yaptı. 2009 Avrupa Şampiyonası’nda 6 maçta 7.7 sayı ve 2.3 ribaund; 2011 Avrupa Şampiyonası’nda 3.6 sayı, 2.0 ribaund, 1.1 asist; 2012 Londra Olimpiyatlarında 7.5 sayı, 1.2 ribaunt, 2 asist; 2013 Kadınlar Avrupa Şampiyonası’nda ise 6.3 sayı, 0.9 ribaund ve 1.7 asist ortalamalarıyla oynayarak uluslararası arenadaki en deneyimli oyuncularımızdan biri oldu.
 
2011 Avrupa Kadınlar Basketbol Şampiyonası’nda kazanılan gümüş madalyanın, Türk Kadın Basketbolu için bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Tuğba, yaşadıkları gurur ve mutluluğu şu sözlerle anlatıyor: “ İkinci olduğumuzda inanılmaz bir şok etkisi yarattı çünkü turnuvaya çok kötü başlamıştık. Başarabileceğimizi hiç düşünemiyorduk fakat bir anda şans bize döndü ve bu şansı çok iyi değerlendirip ikinci oldu. Muhteşemdi! Kazandığımız madalya bizi takım yaptı ve her seferinde bunun daha fazlasını istedik.”
 
Maç süresince gerek takımının, gerekse rakibin yarı sahasında oyunu hızlandırabilen bir oyuncu olan Tuğba’nın, savunmacı kimliği ve şut konusundaki yeteneği göz önünde bulundurulduğunda, 2014 Kadınlar Dünya Şampiyonası’nda takımının önemli silahlarından birisi olması bekleniyor.
 
“Tuğba sorumluluk almayı sever. Oyun içinde hücumda ve savunmada hiç bir zaman geri adım atmaz. Oyunun sıkışık anlarında insiyatif alarak skora katkı yapmak ister, savunmanın düştüğü anlarda sertliğiyle müdafaayı uyandırarak daha iyi bir ritim yakalanmasını sağlar” diyor A Kadın Milli Takım Başantrenörü Ceyhun Yıldızoğlu; “Çok tecrübeli bir oyuncu ve o tecrübesinden hem bizler, hem de takım arkadaşları faydalanıyor”
 
2014 FIBA Kadınlar Dünya Şampiyonası’nı sorduğumuzda, “Bana sorarsan hemen altını alıp gidelim.  Dünya Şampiyonası’na ilk defa katılıyoruz, kendi evimizde olması da ayrıca avantajları ve dezavantajları olan bir durum. Kazandığımız başarılara bir yenisi eklemek ve kimsenin yapmadığı bir şey yapmak istiyoruz,” diyor Tuğba Palazoğlu.
 
Elbette evimizde oynayacağımız Dünya Şampiyonası’nda en büyük avantajımız, taraftarın her zaman 6. oyuncu olarak parkede yer alması olacak ve Tuğba da bu durumun oldukça farkında.
 
"Her takımla farklı farklılıklarımız var, daha çok da fiziksel olarak. Örneğin Amerika’yı düşündüğünüz zaman fiziksel farklılığı görmezden gelemeyiz ama şöyle de bir şey var: Eğer taraftar çok büyük olursa, Amerika kendini sahanın ortasında küçük hissedecektir ve biz de daha da devleştiğimizi hissedeceğiz. Bu yüzden taraftarlarımızı bekliyoruz.”